Blogger'la Tanışma, Kişisel Blogumu Açma ve Bu Güne Kadar Getirme Sürecim - Vektörel Çizim indir - Kişiye Özel Hediye

Güncel Yayınlar

Vektörel Çizim indir - Kişiye Özel Hediye

Vektörel Çizim indir - Kişiye Özel Hediye

Post Top Ad

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Blogger'la Tanışma, Kişisel Blogumu Açma ve Bu Güne Kadar Getirme Sürecim

Blogger'la Tanışma Kişisel Blogumu Açma ve Bu Güne Kadar Getirme Sürecim

Belki de bu yazıyı uzun yıllar sonra ve başarılı bir blog sahibi olduktan sonra yazmalıydım. Şimdiye nasipmiş ne diyeyim. Bu yazımda sizlere Blogger ile nasıl tanıştığımı, kişisel blogumu nasıl açtığımı, öncesi ve sonrasında neler yaptığımı ve kişisel blogumu bu güne nasıl getirdiğimden bahsedeceğim. Hem kendimden bahsetmiş olurum hem de bazı tavsiyelerde bulunarak düştüğüm hatalara sizin de düşmemenizi öneririm.

  • [message]
    • ##info##  Bilgilendirme
      • Bu yazıyı ortalama 8 dakika içerisinde okumanız mümkün.

Blogger'la Tanışma

Facebook üzerinden bana "Knk şu bloga girip yazılara yorum yapıver" mesajıyla başladı aslında bütün maceram. Neyse işte, blogu ziyaret ettim. Yazıları dahi okumadan "Çok güzel yazı." vb yorumlar yaptım (Allah affetsin). Bloga domain alınmadığından uzantısı blogspot.com idi. Sanki daha önceden aşina olduğum bir uzantı gibime geldi. Her neyse bir kaç gün sonra aklıma bir fikir geldi ve ben kendime bir blog açacaktım. Bu blogda Samsung Galaxy Young adlı cihazın kaldırabileceği oyunların apk dosyalarını paylaşacaktım.

İlk Blogu Açma

Sanki Blogger platformundan blog açıldığını biliyormuşum gibi bir anda blogu açtım. Yüzlerce kişi gelecek düşüncesi içerisinde başka sitelerdeki uygulamaların açıklama metnini kopyala-yapıştır yapıyor ve bunun yanında resimle linkleri de kopyala-yapıştır yapıyordum (Allah bunu da affetsin). Daha sonraları karar değiştirerek dosyaları upload edip, açıklamaları da kendim yazmaya başladım orası ayrı.

Ufak bir ayrıntıyı da atladım, ülkemizde bloglarla uğraşan pek olmaz diye de yazıların İngilizce şeklinde olan açıklamalarını kullanıyordum. Daha sonra beklentim hep yazılarıma yorum gelmesiydi ve o yorum bir türlü gelmiyordu. Çünkü ben koskoca çölde olan bir kum tanesiymiş gibi kendi kendime konuşuyordum diyebilirim. Sonra bir çakallık yaparak, anonim hesap oluşturup kendi bloguma kendim yorum yapıyordum. Sanki başkası yapmış gibi (Ne kadar da zihniyetsiz bir davranış).

Yazılarım okunmuyor, yorum gelmiyor, tıklanma olmuyor ve ben hiçbir şeyden anlamıyordum. Sonra Blogger panelini kurcalayarak Şablon bölümünden düzenleme yapmaya karar verdim. Pek bir bilgim olmadığından Blogger'ın temel şablonlarını deniyor ve arka plan rengini ayarlamaya çalışıyordum. Blogumun eski ve yeni halinin ekran görüntüsünü alıp grup konuşmasına atıyordum ve hangisinin daha iyi olduğunu soruyordum. Bana gelen cevap ise "Olum sadece arka plan rengini değiştirmişsin!" olmuştu.

Tema Arayışları

Bunun üzerine yine ülkemize güvenmeyerek Google'a "Blogger themes" şeklinde bir arama yaptım ve bir siteden herhangi bir beğendiğim temayı indirdim. Temanın nasıl yükleneceğini araştırmadan dosya içerisindeki kodu gerekli yere yapıştırdım. Kendi kendime nasıl yüklendiğini bulduğum için hayret ediyordum ama oldu işte.

Daha sonraları tema arayışlarına devam ettim ve günlerce her gün 5-10 tema olmak kaydı ile temaları tek tek denedim. Hastalık olmuştu sanki. Fakat bir sorun vardı bu temalar İngilizce idi. Bilgim olmadığından İngilizce olarak kullanmaya devam ettim. Tema İngilizce, yazılar Türkçe. Çelişkiye bakar mısınız?

İlk Düzenlemeler

Yine araştırmaya gerek duymadan temaları Türkçe yapmaya karar verdim. Ama nasıl olduğunu bilmediğimden fikir üretmeye başladım ve temada gördüğüm herhangi İngilizce bir kelimeyi arayıp kendimce Türkçesini yazdım ve kaydettim. Bir baktım ki başarılı oldum ve temayı tamamladım.

Bu arada ben tema araştırıp indirmeye devam ediyorum tabi. Mavi tonlarını sevdiğimden mavi renkli temalar indiriyordum. Aylar geçti ve bu renklerin de değişebileceği fikrine kapıldım. Yine araştırmadan etmeden # ile başlayan yerlerin renklerle alakalı bir yer olduğunu anlamıştım. Bir şekilde kendimi renk kodlarının olduğu bir sitede buldum ve renkleri tek tek düzenlemeye karar verdim. Düzenlemeler için neredeyse günümün tamamını harcıyordum. Şimdi fark ettim ki zaman kaybında o sıralar nirvanaya ulaşmışım.

İçerik girmektense temalarla uğraşıyordum ve farklı farklı temalar edinip sil baştan düzenlemelere devam ediyordum. Daha sonradan içerik yazmaya devam ettim ve bir yorum gelir ümidiyle bekledim. Tabi o zamanlar Google+ ve topluluklarından haberim yoktu.

Bırakma Düşünceleri ve Kişisel Blogumu Açma

İyice sıkılmaya ve tamamen bırakmaya karar vermiştim. Sonra farklı farklı bloglar açıyor, önceki yaptıklarımı tekrar ediyordum. Söylemeyi de unuttum ilk blogumu 2014 temmuz ayında açmıştım. Tarih oldu 2015 sonbaharı ve ben hiç ilerleme kaydedememiştim.

En sonunda kendime şu anda bulunmuş olduğunuz kişisel blogumu açtım. İçerikler, temalar, fontlar vs. derken eskisi gibi yine berbat etmiştim. Bu sefer yazılar ile tema arasında uyumsuzluk olduğunu düşünerek, içeriklerimi de silmiştim. Her seferinde böyle yaptığımdan belki de şu an 150-200 içerikle karşınızda olacaktım. Yaz, sil, tema düzenle derken ben hala yorum beklentisi içerisindeydim ve o yorum bir türlü gelmiyordu.

Yeniden Başlayış, Google+ ve GFC ile Tanışma

Aylar geçti ve ben bırakmanın eşiğindeyken adam akıllı bir tema düzenlemeye karar verdim. Sonra silmemek kaydı ile düzenli içerikler yazmaya da karar verdim. Bu kararı faaliyete geçirdiğim zaman ise 1 Ocak 2016 tarihi olmuştu. Hemen ardından Google+ ve topluluklar ile tanıştım. Baktım ki millet burada yazılarını paylaşıyor ben de bir paylaşayım dedim. Çok geçmeden ilk yazımı paylaştım ve Google+ topluluklarında da paylaşarak, diğer yazılarıma odaklandım. İlk kez yorum arayışında değilken, bir de ne göreyim kişisel bloguma yorum gelmiş!

Bayağı sevinmiştim. Daha fazla yazma isteği geldi ve topluluklardan yorumlar gelmeye devam ediyordu. Doğal olarak ben de seveceğim yazıları okuyor ve yorumluyordum. Tek bir eksik vardı, o da GFC kullanmamamdı. Sebebi ise ne işe yaradığını bilmemem ve görüntüyü bozmasıydı. Yine araştırma gereği duymadan ne işe yaradığını yaradığını anlayıp, sanırsam Nisan 2016 tarihinden beri kullanmaya başladım.

Eskisi gibi yapmıyor, yazılarımı tamamen özgün bir şekilde yazıyordum. E tabi doğal olarak karşılığını da alıyordum. Arada ufak tefek sinirlenerek bırakmayı dahi düşündüm ama elim varmadı. Tek düşündüğüm; ziyaretçiler için faydalı olabilecek yazılar yazmak ve yardımcı olabilmekti. Zamanla yazılarıma devam ettim, amacım ise sadece faydalı olmaktı. Bunun yanında zaman zaman kişisel konulara da yer verdim.

Tavsiyeler

Blogger'la Tanışma, Kişisel Blogumu Açma ve Bu Güne Kadar Getirme Sürecim

Öyle böyle bu güne geldim işte. Şimdi de sizlere bu yazıyı yazıyorum. Umarım benim düştüğüm hiçbir hataya düşmezsiniz. Şimdi sizlere yaşadıklarımı da ele alarak birkaç tavsiye vermek istiyorum. Hem yeni blog açacak ya da açmış olanlara rehber olur hem de sizler de bu hatalara düştüyseniz, düzeltme fırsatınız olur.
  • Blogunuzu açarken beklentiniz kesinlikle yorum almak ve para kazanmak olmasın. Sonuç hüsran olacaktır.
  • Yazılarınızda kesinlikle bir cümle olsa bile kopyala-yapıştır yapmayın. Özgün olun ve emek verin. Aksi halde kaldığınız yerde sayıklamaya devam edersiniz.
  • Blogunuzu açtığınızda yapacağınız ilk şey tema seçimi yapmak ve ayarlarınızı düzenlemek olsun. Yoksa ileride çok fazla zaman kaybedersiniz. İleride ise zamanınızı sadece yazı yazmaya harcayın. 
  • Google+ topluluklarını kullanarak diğer Blogger kullanıcıları ile yardımlaşın, iletişim halinde olun. 
  • GFC (İzleyiciler) widget'ını kalıcı olarak blogunuza yerleştirin. Sizin yararınıza olacaktır.
  • Bir blog açtıysanız ve yazılar yazdıysanız, bırakmayı asla ve asla düşünmeyin. Eğer bırakacaksanız zaten hiç açmayın daha iyi. Bir hevesle açılan ve aynı hızda hüsrana uğrayan birçok blog gördüm, sizler yapmayın.

Son Sözler

Öncelikle zaman ayırıp bu sıkıcı ve biraz uzun yazının tamamını okuyup bu satırları da okuyan herkese teşekkür ediyorum. İşte sizlere Blogger serüvenimi bir nebze olsun anlattım. Umarım ki benim düştüğüm hiçbir hataya düşmez, başarılı bir şekilde işlerinizi halledebilirsiniz. 

Şunu da belirtmek istiyorum; bilgisayara geçme fırsatım olmadığından mobilden yazmak zorunda kaldım ve saatlerimi bu yazı için harcadım. Tek isteğim yazıya gelenler tarafından okunmasıydı. 

Sizler eksik bulduğunuz yerleri tamamlayabilir, öğrenmek istediğiniz bir şey olduğunda sorabilir ve tavsiyelere eklemeler de yapabilirsiniz. Peki sizler bu yazım hakkında neler düşünüyorsunuz?Yorum bölümünde belirtebilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder